HEKİM VE ŞİİR
Tıbbiye’den her şey çıkar, arada bir hekim çıkar.” sözünü bir bakıma doğrular bir bakıma yalanlarcasına; gerçekten hekimler arasından önemli şairler çıkmıştır, çıkmaktadır. Bu realitenin bu sözle uyumsuz olan yanı ise; bu şairlerin aynı zamanda iyi birer hekim olduklarıdır. Canap Şahabettin(1870-1834), Rıza Tevfik Bölükbaşı(1869-1949), Ziya Ahmet Kaya(1891-1953),Ceyhun Atuf Kansu(1919-1978) şiir dünyamızda iz bırakmış, ebediyete intikal etmiş hekim şairlerimizden bir kaçıdır.
Yine Sivas’ta 37 aydınla birlikte elim bir olay sonucu hayatını kaybeden Behçet Aysan(1949-1993) önemli hekim şairlerimizdendir. Anısına her yıl Türk Tabipler Birliği’nce şiir yarışması düzenlenmekte ve şairin şiirimize hizmeti devam etmektedir.
İlerlemiş yaşına rağmen bir şiir savaşımcısı olarak yaşayan Mustafa Şerif Onaran(1927- ), önemli güftelere imza atmış Muharrem Gerçeker(1948- ), özgün profesörlerimizden Hüsrev Hatemi(1938- ), Ünsal Söylemezoğlu(1948- ), Yusuf Alper(1956- ), Kemal Sayar(1966- ), ödüllü şairler Tuğrul Asi Balkar(1960- ) ve Altay Öktem(1964- ) ilk bakışta akla gelen hekim şairlerimizdendir.
Sağlık camiasının diğer sınıflarından da önemli şairlerin çıktığını, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un veteriner hekim olduğunu burada kısaca anımsatmak isterim.
Naçizane bendeniz de kendimce özgün arayışlarla şiir ummanımıza bir kaç damla katma umudu ve uğraşındayım. Halk şiirinden beslendiğim kimi şiirlerim de bestelenmiş, yorumlanmıştır.
İstatiksel bir çalışma olmasa da; hekimlik ve şiir arasında bir ilişki, bir bağ olduğundan söz etmek yanlış olmasa gerekir. Şiirimize önemli hizmetler vermiş hekim şairler bunun bir kanıtı niteliğindedir.
Peki bunun nedeni ne olabilir diye düşündüğümüzde bir kaç faktörden söz etmek mümkün olsa gerekir. Kanımca duyguyla başlar, zekayla devam eder şiir. İyi bir şiirin ortaya konabilmesi için duygu ve zeka-özellikle soyut zeka- olmazsa olmazdır. Hekimlerin geçmişte ve halen de belirli bir zeka seviyesinin üstündeki bir gruptan oluştuğunu söylemek yersiz bir iddia olmasa gerekir. Kesin bir ölçek olmamakla birlikte sınavlarda belli puanları alan ve oldukça zor bir eğitimi başarıyla tamamlayan bu insanların zeki insanlar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yine bu insanların insan sevgisiyle dolu, duygu yoğunluğu yüksek insanlar olmaları meslekleri gereğidir. Dolayısıyla iyi bir şiir için gerekli olan duygu-zeka birlikteliğinin hekimlerde olduğunu düşünmek mümkündür.
Bir diğer faktör ise oldukça uzun ve yıpratıcı olan ve mesleğe atılmakla da bitmeyen tıp eğitiminin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Hekimler, bu örseleyici koşu sırasında yaslanacak, tabiri caizse deşarj olacak bir şeyler aramakta ve sanata yönelmekteler.Kendi dinamiğinde büyük zorluklar taşımakla birlikte, bir roman yazmaya veya heykel yapmaya göre daha kolay gibi görünen şiire yönelim başı çekmektedir. Böylece kendi ruhuyla bütünleşen hekim hastalarına da daha faydalı olabilmekte, şiirin böyle önemli bir rolü de burada ortaya çıkmış olmaktadır.
Benim bu mütevazi çalışmam, umud ederim ki hekim ve şiir üzerine daha kapsamlı çalışmalara kapı aralasın. Sözlerimi tüm şiir sevdalılarını saygıyla selamlayarak yıllar önce yazmış olduğum bir şiirle tamamlamak istiyorum.
BEYAZ ŞİİR
Beyaz demişler tarih boyunca
Saflığın temizliğin
Güvercin kanadınca özgürlük
papatya kokusunca sevdanın
Ve kundak ve kefen
Ve kitap kitap hayatının
Eksiksiz her sayfasında
Layıkıyla okumuşlar beyazı
Beyaz önlüklü adamın…
Ö. Kaplan KOZANOĞLU
NOT : ( 3. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri Festivali’nde sunulmuştur. )