Ferhat’ın sevgisi deler dağları, kazması değil
Ama yetmez yol bulmaya taşlaşmış gönüllerden
Gizemli ülkesinde ölümün ancak
Kavuşur iki sevdalı yürek
Ölümsüzlüğe ererek her iki dünyada
Orda şiir yaşanır önce…
Devleri nakavt eden Keloğlan’ın minik yumruğu
Değil
Yüreğidir dünyayı alacak kadar kocaman
Beyaz atlı kır atlı prensleri altedip
Topal eşekli bir garibe yar eden Kral kızını
Orda şiir yaşanır önce…
Diyecek yoktur keyfine Çoban Ali’nin pınar başında
Büyük bir iştahla yerken kuru ekmek acı soğanı
Kuştüyü kuşsütü mutsuzluklara inat
Kırık kavalını dinlerken dağ taş hayran hayran
İlişmekten hicap eder aç kurt körpe kuzuya
Orda şiir yaşanır önce…
Koşar kocabaşın yerine kendini Elif’cik
Komaz yollarda ulaştırır Memed’ine mermiyi
Dün Anadolu’mda, bugün Bosna’da
Yarın bilmem neresinde kancık dünyanın
Doğmaz doğurtulur hürriyet güneşi böyle
Orda şiir yaşanır önce…
Belki Ömer belki Veysel yüreğini koyar bir çocuk
Mısralar mırıldanır bir yetimin gözyaşlarınca temiz
Sanat üstadları dem vura sanattan katlederek sanatı
Belki bir dağ başında, belki bir okul sırasında
Bir isimsiz şairin yüreğinde filizlenir en dahi şiir
Orda şiir yaşanır önce; sonra yazılır…